Eğitim fakülteleri suskun

Bekir S. Gür, Star Gazetesi, 25 Kasım 2014.

Hemen bütün ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de eğitim fakültelerinin öğretmen yetiştirme, daha doğrusu “hizmet-öncesi eğitim” dışındaki görev ve misyonları hep geri planda kaldı. Eğitim fakülteleriyle üniversite içindeki diğer fakülteleri kıyaslayınca söz konusu diğer görev ve misyonların geri planda kaldığını görmek daha kolay.

Continue reading “Eğitim fakülteleri suskun”

Sivil izleme ve değerlendirmenin önemi

Bekir S. Gür, Star Gazetesi, 20 Kasım 2014.

2011 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından MEB’in merkez teşkilatını yeniden yapılandıran bir yasal düzenleme yapıldı. Konuyla ilgili hemen herkes bunun eksikleriyle birlikte gerçekten kapsamlı ve cesur bir düzenleme olduğunda hemfikir.

Bu düzenlemede MEB’in merkez teşkilatının sadeleştirilmesi ve belli açılardan daha rasyonel hale getirilmesinin yanında getirilen birçok yenilik var. Bu yeniliklerden bir tanesi de, bütün ana hizmet birimlerinde bir izleme ve değerlendirme biriminin kurulmasıdır. Özellikle bizim gibi eğitim sistemi tam olarak yerine oturmamış ve çok sayıda değişikliğin yapılageldiği bir ülkede bu tür birimlerin kurulmuş olması oldukça önemlidir.

Continue reading “Sivil izleme ve değerlendirmenin önemi”

Tek parti zihniyetinden bir Silikon Vadisi çıkar mı?

Bekir S. Gür, Star Gazetesi, 18 Kasım 2014.

Doğrusunu söylemek gerekirse, Cumhurbaşkanlığı Sarayı üzerinden yürüyen tartışmayı “ilginç” bulmadığım için takip etmedim. Ancak sanıyorum iki hafta kadar önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, CHP iktidara geldiğinde, Sarayı ODTÜ’ye vereceklerini ve “Gerekirse Silikon Vadisi gibi bir yer yapılması önerisini değerlendiririz” şeklindeki ifadelerini oldukça ilginç bulduğumu itiraf etmeliyim.

Continue reading “Tek parti zihniyetinden bir Silikon Vadisi çıkar mı?”

‘Atatürk’ün evi’

Bekir S. Gür, Star Gazetesi, 13 Kasım 2014.

Kemalist aydınlarımız hemen her fırsatta övünerek çağdaş bilimden bahsederler ve eğitimi bu çağdaş bilime göre tasarlamayı savunurlar. Geleneksel olan hemen her şeyi de kötülemeyi ihmal etmezler. Ancak savundukları ile uygulamaları arasında tuhaf farklılıklar görürsünüz. Dahası, belli konularda savundukları eğitim uygulamalarının ne derece “çağdışı” ve “bilim karşıtı” olduğunu fark etmediklerini görürsünüz.

Bunun okul öncesinden yükseköğretime sayısız örneği var.

Continue reading “‘Atatürk’ün evi’”