AK Parti eğitimde ne yapmalı? (10 Aralık 2016)

Dr. Bekir S. Gür • Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

2016 yılının sonuna doğru eğitim yeniden gündeme geldi. Bunun nedeni, Kasım sonunda TIMSS 2015 sonuçlarının, Aralık başında ise PISA 2015 sonuçlarının açıklanması. PISA 2015 sonuçlarına göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında bir önceki sınava göre puanını en çok düşüren ülkelerden biri olunca, Türkiye’nin TIMSS 2015 sonuçları gölgede kaldı.

Uluslararası öğrenci başarısını değerlendirme çalışmaları, özellikle yıllar içerindeki değişimi göstermesi itibariyle, Türkiye için muazzam bir izleme ve değerlendirme fırsatı sunuyorlar. Son zamanlarda başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere hemen herkes eğitimden şikâyetçidir. Eğitimden yaygın bir memnuniyetsizlik söz konusu olduğu ve muhtemelen kapsamlı bir takım değişiklikler bizi beklediği için, eğitimi iyileştirme adına neler yapılması gerektiği konusunda söz konusu uluslararası değerlendirmelere bakmakta fayda var.

TOPTANCILIĞA HAYIR!

AK Parti döneminde eğitimin kalitesinin tümden kötüleştiği yönünde yaygın bir söylem var. 6 Aralık 2016 günü PISA sonuçlarının açıklanması ve Türkiye’nin matematik, fen ve okuma puanlarının keskin bir şekilde düşmesi, bu söylemi daha da güçlendirdi. Ancak, bu tür toptancı değerlendirmeler, sorunları açığa çıkarmaktan ziyade, bir tür yaftalama ve dolayısıyla sorunları örtmeye dönüşmüş durumda.

Toptancı değerlendirmeleri aşmak için söz konusu uluslararası değerlendirmeleri ve neleri ölçtüğünü çok iyi incelemeliyiz. TIMSS, 4. ve 8. sınıf matematik ve fen alanında genel olarak müfredatta yer alan bilgi ve becerileri ölçüyor. Türkiye 8. sınıf düzeyinde, 1999, 2007, 2011 ve 2015 yıllarında bu değerlendirmeye katıldı. 4. sınıf düzeyinde ise sadece 2011 ve 2015 yıllarında katıldı. PISA ise birçok ülkede zorunlu eğitimin bittiği yaş olan 15 yaş grubu için (kısmen müfredatta da yer alan) bir takım temel bilgi ve becerilerin yanında bunların gerçek hayattaki uygulamalarını ölçmeyi amaçlıyor. Türkiye, PISA’ya 2003, 2006, 2009, 2012 ve 2015 yıllarında katıldı.

Son olarak hem TIMSS 2015 hem de PISA 2015 sonuçları artık elimizde olduğu için, farklı yıllardaki eğilimleri daha kapsamlı bir şekilde değerlendirme imkânımız var. Buna göre, TIMSS 2015 sonuçları, Türkiye’nin hem 4. sınıf hem de 8. sınıf düzeyinde matematik ve fen puanlarını 2011 yılına göre artırdığını göstermektedir. Hatta TIMSS 2015 sonuçlarına göre, Türkiye 8. sınıf fen düzeyinde tarihinde ilk defa uluslararası ortalama bandını yakalamıştır.

Öte yandan, PISA 2003-2012 arasında fen, matematik ve okuma açısından genel olarak pozitif bir eğilim söz konusudur. Türkiye, 2003-2012 arasında hem eğitime erişimi artırdığı hem de PISA puanlarını artırdığı için uluslararası raporlarda övülmüştür. Ancak, PISA 2015 sonuçları, Türkiye’nin 2003-2012 döneminde elde etiği kazanımların önemli ölçüde geri gittiğini göstermektedir. Ancak, Türkiye 2015’de yaklaşık olarak 2003 puanlarına dönerken, 2003-2015 yılları arasında 15 yaş grubu okullaşma oranları dikkate alındığında, Türkiye’nin en dezavantajlı yaklaşık %20’lik kesimini eğitim sistemine dâhil etmiştir. Bu da azımsanmayacak bir zorluktur.

SORUN NEREDE?

Yukarıda sıralanan farklı yıllardaki farklı değerlendirmeler toplu olarak dikkate alındığında, Türkiye’nin 2007-2015 arasında TIMSS’te ve PISA 2003-2012 arasında puanlarını artırırken, 2012-2015 arasında PISA’da puanlarını düşürmesinin nedenleri üzerine eğilmek gerekiyor. Görebildiğim kadarıyla sorunun kaynağını kestirmeden ifade etmeye çalışayım.

TIMSS hem 4. sınıfta hem de 8. sınıfta pozitif bir eğilime işaret ediyor; yani 2011-2015 arasında ilköğretime has özel bir sorun görünmüyor. PISA ise 15 yaş grubunu ölçtüğü için ağırlıklı olarak lise 1 ve lise 2 öğrencileri değerlendirmeye katılıyor. Dahası, TIMSS ve PISA teorik olarak farklı şeyleri ölçtüğünü iddia etse de, temel bilgi ve becerileri ölçme açısından sonuçları birbiriyle oldukça benzeşiyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin aynı dönemde TIMSS’te pozitif bir eğilim içindeyken, PISA’da düşüş yaşamasının en makul sebebi, ortaöğretim düzeyine ilişkin görünmektedir.

O zaman makul soru şudur: Türkiye’de 2012-2015 arasında 15 yaş grubunu etkileyen ne tür ortaöğretim politika değişiklikleri söz konusudur?

2010 yılında başlayan genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülme süreci, 2012’den itibaren hızlanmış ve 2013-2014 yılında tamamlanmıştır. Benzer şekilde, 2014 sonrasında fen ve sosyal bilimler liselerinin sayısı hızla artmıştır. Ayrıca, 2014 yılından itibaren uygulanan TEOG yerleştirmeleriyle birlikte, Türkiye’deki bütün öğrenciler TEOG puanları temelinde liselere sıralanarak yerleştirilmiştir. Bir başka ifadeyle, Türkiye’deki bütün liseler en başarılıdan en başarısıza doğru sıralanmaya başlanmıştır.

Türkiye PISA 2015 sonuçlarındaki başarısızlığın kökeni, ortaöğretim sisteminde son yıllarda yapılan bu değişikliklerde aranmalıdır.

Yeni Şafak, 10 Aralık 2016

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s